Ramazan ayı, on bir ayın sultanı olarak nitelendirilirken, birçok diyabet hastasının aklında “Oruç tutabilir miyim?” sorusu yer alıyor. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Prof. Dr. Fulya Akın, özellikle iftar sofralarında sunulan şerbetli tatlılar ve yüksek karbonhidrat içeren yiyecekler ile ilgili önemli uyarılarda bulundu. Uzun süre aç kalmanın ardından yapılan yanlış beslenmeler, vücutta geri dönülemez hasarlara neden olabiliyor.
Şerbetli Tatlılar ve Hamur İşleri Diyabeti Tetikliyor
Türkiye’de 12 milyondan fazla diyabet hastası bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Fulya Akın, Ramazan ayının bu hastalar için önemli bir metabolik sınav oluşturduğuna dikkat çekti. İftar sonrası yaşanan tatlı krizlerine dair uyarılarda bulunan Akın, “Şerbetli ve ağır karbonhidrat içeren tatlılar, kan şekerini hızlı bir şekilde yükseltip ardından düşürerek tehlikeli dalgalanmalara yol açar. Bu durum, özellikle insülin kullanan hastalar için büyük risk taşımaktadır,” dedi. Akın, Tip 1 diyabetliler ile şeker dengesi sağlanamayan Tip 2 hastalarına oruç tutmalarını önerdiğini belirtti.
Sahurda Protein, İftarda Yavaş Geçiş Hayat Kurtarır
Beslenme alışkanlıklarının tamamen değiştiği bu dönemde, mideyi yormayacak uygun bir strateji izlemek önemlidir. Prof. Dr. Akın’a göre, sahurda tokluk hissini artıracak lifli ve protein ağırlıklı besinlere yönelmek, gün içinde direnci artırıyor. İftar vaktinde ise, ağır yemeklere hemen geçiş yapmaktansa, hafif bir başlangıç ile ana yemeğe zaman tanıyarak geçmek kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olmaktadır. Ayrıca, beyaz ekmek, pizza ve makarna gibi rafine karbonhidratlardan kaçınılması ve porsiyon kontrolüne dikkat edilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. İftar ve sahur arasında yeterli su tüketimi de ihmal edilmemelidir.
Hamileler ve Böbrek Hastaları İçin “Kritik Risk” Uyarısı
Diyabetin yanı sıra hamilelik veya böbrek yetmezliği gibi ek durumlar, oruç tutmayı daha da riskli hale getiriyor. Uzun süreli susuzluğun böbrek fonksiyonlarını zorlayabileceğini belirten Prof. Dr. Akın, “Kan şekerindeki ani dalgalanmalar, hem anne adayının hem de bebeğin sağlığını tehdit edebilir. Bu gruptaki hastaların doktor onayı doğrultusunda hareket etmesi kritik öneme sahiptir,” şeklinde konuştu.
