6 Eylül 2026, Pazar Batman 27°C
SON DAKİKA 05:48 Tüm Son Dakika Haberleri ›

Av.Prof.Dr.İrfan Koca yazdı: Masumiyet Karinesi Görmezden Gelinerek Hekimler Özgürlüğünden Yoksun Bırakılamaz

Son günlerde Şanlıurfa’da doğum sonrası meydana gelen üzücü bir ölüm olayı nedeniyle bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanının, olayın tıbbi ve hukuki boyutu henüz açıklığa kavuşmadan özgürlüğünden yoksun bırakılması, yalnızca ilgili hekimi değil, hekimlerin…

Son günlerde Şanlıurfa’da doğum sonrası meydana gelen üzücü bir ölüm olayı nedeniyle bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanının, olayın tıbbi ve hukuki boyutu henüz açıklığa kavuşmadan özgürlüğünden yoksun bırakılması, yalnızca ilgili hekimi değil, hekimlerin mesleki güvenliğini ve toplumun sağlık hizmetine erişimini de doğrudan etkileyebilecek nitelikte bir gelişmedir.

Bir hastanın yaşamını kaybetmesi, tek başına hekimin kusurlu olduğu anlamına gelmez. En doğru endikasyonla, bilimsel kurallara uygun şekilde gerçekleştirilen bir müdahalede dahi komplikasyon gelişebilir.

Ölüm; komplikasyon, hastalığın doğal seyri veya öngörülemeyen nedenlerle de meydana gelebilir. Bir olayın komplikasyon mu, tıbbi ihmal (malpraktis) mi, yoksa kaçınılmaz bir tıbbi sonuç mu olduğunun belirlenmesi; ancak uzman bilirkişi incelemeleri, tıbbi kayıtlar ve tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra mümkündür.

Hukuk devletinin temel güvencelerinden biri olan masumiyet karinesi gereğince, bilimsel incelemeler tamamlanmadan ve ceza sorumluluğunu ortaya koyacak objektif veriler oluşmadan hekimlerin özgürlüğünü kısıtlayan tedbirlere başvurulması son derece dikkatle değerlendirilmelidir.

Koruma tedbirleri, cezalandırma aracı değil, ancak kanunun öngördüğü istisnai şartlarda uygulanabilecek hukuki tedbirlerdir.Bu tür uygulamalar, sağlık sisteminde defansif tıp anlayışını kaçınılmaz hâle getirir. Hekimler, her istenmeyen tıbbi sonucun ardından özgürlüklerini kaybetme endişesi taşımaya başladıklarında, yüksek riskli ameliyatlardan ve girişimsel işlemlerden kaçınabilir, hastaları gereğinden fazla üst merkezlere sevk edebilir veya yalnızca hukuki risk almamak adına gerekli müdahaleleri yapmaktan çekinebilir.

Özellikle kadın hastalıkları ve doğum, beyin cerrahisi, kalp ve damar cerrahisi, genel cerrahi, ortopedi ve diğer girişimsel branşlarda bu kaygının artması; sağlık hizmetlerinin niteliğini ve erişilebilirliğini olumsuz etkileyecektir. Bunun bedelini ise hekimler değil, zamanında tedaviye ulaşamayan hastalar ödeyecektir.Elbette kusuru bilimsel ve hukuki olarak ortaya konulan herkes bağımsız yargı önünde hesap vermelidir.

Ancak olayın niteliği henüz belirlenmeden, komplikasyon ile malpraktis ayrımı yapılmadan özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirlere başvurulması, hem hukuk devleti ilkesi hem de sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği açısından ciddi sonuçlar doğurabilecek bir yaklaşımdır.Hekimlerin talebi ayrıcalık değildir. Talep edilen; Anayasa’nın güvence altına aldığı masumiyet karinesine, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına ve adil yargılanma ilkelerine herkes için eşit şekilde riayet edilmesidir.Unutulmamalıdır ki, hekimlerin hukuki güvencesi ile hastaların sağlık hakkı birbirinin alternatifi değil, birbirini tamamlayan iki temel değerdir. Bilimsel gerçek ortaya çıkmadan özgürlüğü kısıtlayan uygulamaların olağanlaşması, yalnızca hekimleri değil, yarın sağlık hizmetine ihtiyaç duyacak tüm toplumu etkileyecektir.

Haberi Paylaş Bu haberi sosyal medyada paylaş

Haber Akışı

Gündemdeki diğer gelişmeler
28.08.2026

Silahlı Kavga: 1 Ölü, 5 Yaralı!

Şahinbey ilçesinde bulunan Bostancık Mahallesi yakınlarında bir olay meydana geldi. İddialara göre, husumet sahibi iki grup arasında alacak…